Lübnan’da yaklaşık 100 bin Ermeni yaşıyor. Yaşadıkları mahalleler adeta Türkiye’yi andırıyor. Çoğu Türkçe konuşan Ermeniler, Türk televizyonu izliyor, Türk takımlarını tutuyor. Lübnan’da yaklaşık 100 bin Ermeni yaşıyor. Mecliste temsil edilen Ermenilerin yaşadıkları mahalleler adeta Türkiye’yi andırıyor. Çoğu Türkçe konuşan ve Türk malı ürünler alıp satan Ermeniler, Türk televizyonlarını izliyor, Türk takımlarını tutuyor.
Yeghisapet Kesabiyan 105 yaşında. Lübnan’da yaşıyor. Tehcirin son tanıklarından... Türkçe’yi unutmamış; hatta Türkiye’den gelen misafirlerini Musa Dağı Türküsü’nü söyleyerek karşılıyor.
1915 yılında gerçekleşen tehcir sırasında Hatay’dan o dönemde Osmanlı toprağı olan Suriye’ye gelmiş. Yola çıktıklarında 15 yaşındaymış. Seyahat sırasında çok zorluk çektiklerini anlatıyor. “Günlerce yürüdük. Askerler hep başımızdaydı. Kimse saldırmasın diye bizi koruyorlardı. Yürümekte zorlanıyorduk. Zaman zaman aramızda bundan kaynaklanan tatsızlıklar çıktı. Çok zor bir yolculuktu.” sözleriyle anlatıyor, başından geçenleri.Yolculuk yaklaşık üç ay sürer. Kesabiyan ve akrabaları Bekaa Vadisi’nin Ancar (Anjar) bölgesine yerleşir. Fakat, burada kalmaları uzun sürmez. Bir yıl sonra memleketi Hatay Samandağı’na geri döner. Burada evlenir. O günü hiç unutamadığını söylüyor Kesabiyan: “Çok mutluydum. Komşularımız, akrabalarımız herkes oradaydı. Düğünde yağmur yağması berekettir. Benim düğünümde yağmur yağmıyordu. Komşumuz yağmur yağsın diye dua etti. Bir süre sonra yağmur yağmaya başladı. Düğün elbisem ıslandı. Başka kıyafetim olmadığından kaynanam onu kurutup tekrar bana giydirdi.”1939’da Hatay Türkiye’nin bir parçası haline gelir. Bunun üzerine Kesabiyan, bir grup Ermeni ile tekrar Bekaa’nın yolunu tutar. Bu noktada bir gerçeğin altını çiziyor; “O tarihte Türkler bize bir şey yapmadı. Tamamen kendi isteğimizle Lübnan’a döndük.”Satır arasına sızan hakikatlerKonuşmanın satır aralarından Ermenilerin Lübnan’a dönmelerini teşvik edenlerin Fransızlar olduğu da ortaya çıkıyor: “Fransızlar bize gelin dedi. Biz de gittik. Ayrılmak isteyince Türk askerleri bizi arabalara bindirip Şam’a kadar götürdü. Sonra Fransızlar aldı bizi.” Türkiye’yi çok özlediğini; özellikle çocukluğunun geçtiği ve evlendiği köyü görmek istediğini söylüyor. Şimdiye kadar gerçekleşmeyen bu hayali için kızı ve torunlarından bir ricası var: “Ölmeden önce Hatay’a bir kez olsun gitmek istiyorum.”Yeghisapet Kesabiyan’ın kısa hikâyesinde, son günlerde gündemi işgal eden “soykırımı” iddialarının ne kadar temelsiz olduğunu görmek mümkün aslında. Tehcir sırasında daha güvenli bir bölgeye Osmanlı askerlerinin korumasında yapılan bir seyahat, bir yıl sonra eski vatanına dönüş, ardından Fransızların teşviki ile yeniden Lübnan’a gidiş... Üstelik, 1939’da Türklerin birlikte yaşadıkları Ermenilere herhangi bir müdahalesi olmadığı halde... Lübnan’daki Ermeni mahallelerini gezince burada yaşayanların Türklerle çok fazla sorunları olmadığı da ortaya çıkıyor zaten. Elbette küçük bazı istisnalar hariç.Bugün Lübnan’da yaklaşık 100 bin Ermeni yaşıyor. Cemaati temsil eden üç siyasi parti var. En güçlüsü Taşnak grubu. Mecliste üç vekil görev yapıyor. Ermeniler iki yerde yoğun olarak yaşıyor; Bekaa Vadisi’ndeki Ancar ve Beyrut’un güneyinde, merkeze yakın Borj Hammoud bölgesi. İkincisi onlar için bir merkez konumunda.İbo ile müzik, Hakan Şükür’le futbol keyfiYaşadıkları mahallelerin isimlerini Maraş, Adana, Antep, Dörtyol, Urfa, Hacın vermeleri, geldikleri topraklardan kopmadıklarını gösteriyor. Ancar’da yaşayanların büyük bölümü 1939 yılında Hatay’dan gelerek buraya yerleşmiş. Ellerinde hâlâ Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği pasaportlar var. Ancar’ın belediye başkanı bir Ermeni. Başkan Sebout Sekayan 10 bin nüfuslu Ancar’ın yarısının Ermeni olduğunu söylüyor.Lübnan’daki Ermeniler Türkiye ile birlikte nefes alıp veriyor dense, herhalde abartı olmaz. Türkiye’deki diziler, filmler, eğlence programları en büyük tutkuları. Türk sanatçılarına hayran geniş bir kitle var burada. Borj Hammoud’da Türk televizyon kanalları seyrediliyor. Ama, bu yayınlar 24 Nisan’da Taşnaklar tarafından geçici olarak durduruldu. Sebep ise “soykırımı” anma günü olduğu için... Kablolu yayında Türk televizyonları olunca ister istemez Türkiye ligi de takip ediliyor; özellikle de gençler arasında. Ermeni gençler bir dünyadan bir de Türkiye’den futbol takımı tuttuklarını söylüyor. Real Madrid ve Barcelona’nın yanına Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı, Fenerbahçe’yi koyuyorlar. Örneğin, Artin Taursarkisyan (15) tam bir Galatasaray hayranı. Maçlarını televizyondan takip ettiğini söylüyor. Taursarkisyan’ın tuttuğu diğer takım ise Real Madrid. Ancak, hayalindeki futbolcu ne Zidane ne de Figo. O Hakan Şükür hayranı...Sadece insanlar değil, sokaklar da Türkiye kokuyor sanki. Borj Hammoud’un en büyük mahallesi Yeni Maraş, Kahramanmaraş’ın herhangi bir semtinde çok da farklı değil. Dar sokaklar çocukların bağrışmalarıyla çınlıyor; dükkanlardan buram buram baharat kokusu yükseliyor. Vitrin camlarında Adana’dan, Mersin’den, Kilis’ten getirtilen ve üzerinde “Maşallah, Allah Korusun” yazılı nazarlıklar süslüyor. Burada Ülker bisküvilerini de bulabilirsiniz, dut kurusunu da, üzüm pekmezini de... Hatta, el emeği göz nuru dantelleri, oyaları ve masa örtülerini de...Evlerde Türk yemekleri yeniyorTürkçeyi Adana şivesiyle konuşan Mano Lenbeliyan, Türk ürünlerini pazarlayan esnaflardan biri. Sık sık Türkiye’ye gittiğini söylüyor. Kuru gıda ve süs eşyası üzerine ticaret yapan Lenbeliyan, “soykırımı ve tehcir” gibi kavramların kendisini ilgilendirmediğini söylüyor. Ona göre, geçmiş geride kalmalı. “Türkiye ile benim bir problemim yok. Artık barış olmalı, diyalog kurulmalı.” diyor. Ermeni esnaflardan bir diğeri ise Nazlı Taursarkisiyan. Dükkanında Türkiye’den gelen genç kız kıyafetlerini, şalları, dantelleri, masa örtülerini satıyor. “Nazlı” ismini babası koymuş. Bir Ermeni olarak bu isimden çok memnun olduğunu söylüyor: “Geçmişte yaşananlar beni üzüyor. Türkiye’ye geldim, Kapadokya’yı gezdim ve çok beğendim. Tekrar gelmek isterim. 18 yaşındaki kızım Türkçe öğrenmek istiyor. Oğlum Galatasaray yenince seviniyor. Bugün, Türklerden bu şekilde nefret ederek sorun çözülmez.”Lübnan’daki Ermeniler Anadolu’daki pek çok geleneği yaşatıyor. Örneğin, yemek kültürü. Herhangi birinin evine gittiğinizde çiğ köfte, lahmacun bulmanız mümkün. Ya da zeytinyağlı dolmalarla, mantılarla; hatta baklavalarla karşılaşmanız da... Setrak Avedisyan bir Türk yemeği hastası. Neredeyse her gün eşine sarma yaptırıyor. “Ermeniler Anadolu yemeklerinden vazgeçmez. Dolmaları, çiğ köfteleri atalarımızdan öğrendik. Bu böyle devam ediyor.” diyor. Türk yemek kültürünün burada yaşadığının en güzel örneği “Urfalı Levon’un Yeri” olarak bilinen, bir Ermeni’nin işlettiği küçük lokanta. Urfa dürüm ve lahmacun yapan Levon’un müşterileri arasında Türk Konsolosluğu’nda çalışan görevliler de var. Mesleğini babasından öğrendiğini söyleyen Levon Restokyan, “Kendisi çiğköfte, lahmacun ve dürümü çok iyi yapardı. Otellerde başaşçılık yaptı. Ben Urfa’yı görmedim. Babam oradan gelmiş.” diye anlatıyor duygularını... Levon Restokyan, dükkanına dışarıdan gelen Türklerden para almıyor. “Türklerle olan dostluğumuzun arasına para giremez.” diyor.Eski dost düşman olmazSadece yemek mi? Müzik de Anadolu kültürünü yansıtıyor. Udla Sarı Gelin türküsü çalınıyor, “Üsküdar’a giderken aldı da bir yağmur” tınısı bir Ermeninin dilinden dökülüyor. Sarkis Topalyan, yıllardır Türkçe müzik yapıyor. Sarı Gelin türküsünü bir grup arkadaşıyla birlikte Türkçe ve Ermenice çalıp söylüyor. Anton Zeytinyan ve Sarkis Sağıryan da Türk müziğinden kopamayanlardan... İki Ermeni genç, Lübnan’da ünlü sanatçılarla beste yapıp onların arkasında çalıyor. Sarkis Sağıryan, Türk müziğini, ud ve neyi buradaki sanatçılara tanıttıklarını söylüyor.Anton Zeytinyan ise duygularını “Türk müziği çalgı olarak çok iyi. Biz bunları buradaki insanlara öğretiyoruz. Ben aslında org çalıyorum ancak diğer çalgıları da biliyorum. Şu anda yabancı bir şarkıcıya ney’le müzik yapıyoruz. Tanıtırken de Türk müziği diyoruz. Türkiye ve Türklerle bir sorunumuz yok; hatta çok seviyorum. Hepimiz aynı toprağın insanlarıyız. Biz kardeşiz.” sözleriyle dile getiriyor.Arti Kaloğyan’ın (77) anne babası da buraya tıpkı Yeghisapet Kesabiyan gibi göç ederek gelmiş. Maraş Caddesi’nde gülsuyu ve gülyağı satıyor. “Eski dost düşman olmaz” diyerek söze giriyor. Türklerle Ermenilerin dost olduğunu, yıllarca birlikte yaşadığını hatırlatıyor. “Annem babam buraya geldi. Ben onlardan Türkçe öğrendim. Evimizde Türkçe konuşulurdu. Oradaki Türk komşularımızla ilişkilerimiz devam etti. Birbirimizi çok sevdik. Tekrar bir düşmanlık olmazsın.” diyor.Aynı duygulara Lübnan’da yayımlanan Meraat Al Khalej dergisinin müdürü Natali Restokiyan (31) da katılıyor: “Dedelerimiz birbirini öldürmüş olabilir. Biz de mi birbirimizi öldürelim? Ben Türkçe biliyorum ve Türkleri seviyorum. Hayat devam ediyor.” Siyasetçiler elini çekmeliKendini Urfalı olarak tanıtan Restokiyan’ın bu düşünceleri, genç nesillerin Taşnak’ın menfi propagandasından fazla etkilenmediğinin bir göstergesi. Antalya’da bu yaz düzenlenecek iş adamları toplantısına katılacağını söyleyen Restokiyan, “fanatik” siyasetçilerin Ermeni-Türk konusunu artık kullanmaması gerektiğini belirtiyor: “Ortada iki yol var. Ya Türkiye’ye gidip alışveriş yapmayacaksın, Ülker’in ürünlerini yemeyeceksin, Türkiye’yi hiç düşünmeyip tamamen savaş açacaksın ya da diyaloğa geçip sorunu çözeceksin. Birincisi mümkün değil. Artık biz Türkiye’yi bir Türk gibi yaşıyoruz. Türk televizyonlarını izliyoruz. Ülker mamullerini tüketiyoruz, İbo’yu dinliyoruz, Türk giysilerini giyiyoruz. Bence ikinci şık için çalışmamız lazım. Kardeşlik ve barış istiyorum, kavga değil.”Elbette farklı düşünenler de var. Van’ın Sesi Radyosu Müdürü ve Taşnak grubunun önemli isimlerinden Armen Abdaliyan bunlardan biri. Başta Türkçe konuşmayı bile reddeden Abdaliyan, kendilerine “soykırımı” yapıldığını iddia ediyor. “Halklar arasında bir sorun yok. Siyasilerin bu işi çözmesi lazım. Bize yapılan soykırımıdır ve bu kabul edilmeli.” diyen Abdaliyan, devlet ve toprak istemediklerini, sadece ayrımcılığa karşı olduklarını söylüyor. Ancak, hangi konuda ayrımcılık yapıldığını açıkça söylemiyor. Toprak değil, diyalog istediklerini hatırlatıyor ve bu sürecin başlaması için de Türkiye’nin bazı şartları kabul etmesini istiyor.Türkiye ve Türkler hakkındaki kafa karışıklığına en güzel örnek Tehertikiyan ailesi belki de... Baba Agop Tehertikiyan Türkiye’yi ve Türkleri çok sevdiğini söylüyor. Türkiye’ye gidip geldiğini, orada Türk arkadaşları olduğunu belirtiyor. Hatta, kendini Türkiye’nin bir parçası olarak gördüğünü vurgulayarak, Recep Tayip Erdoğan’ın “Başbakanımız çok iyi biri. Ermenilerle irtibata geçiyor.” diyor.“Türkiye’de Ermeniler mi yaşıyor?”Oğlu Vartan Tehertikiyan ise farklı düşünüyor. Taşnakçı olduğunu ve onun faaliyetlerine katıldığını belirterek, Ermenilerin soykırımına uğradığını, Türkiye’nin bunu kabul etmesi gerektiğini dile getiriyor. Dedesinin toprağını istediğini belirterek, “Benim ülkem burası değil. Benim büyük bir ülkem var ve ben orada olmalıyım. Ama şimdi buradayım.” diyor. “Halen Türkiye’de yaşayan Ermenilerin huzur içinde olduklarını biliyor musun?” diye sorduğumuzda şaşırıyor ve “Ben Taşnak okullarında okudum. Çocukluğumdan beri böyle öğrendim. Türkiye’de Ermenilerin yaşadığını, onların kiliselerinin olduğunu bilmiyordum. Aslında bizim sorunumuz çözülebilir. Politika bizi birbirimizden ayırıyor.” diye cevap veriyor.Lübnan’daki Ermenilerin düşünceleri böyle. Yıllar önce geldikleri topraklarda Türkiye ile yatıp kalkıyorlar. Yoksa 105 yaşındaki Yeghisapet Kesabiyan, bizi niye Musa Dağı Türküsü’nü söyleyerek karşılayıp uğurlasın ki...ALAN TABURYAN*: TÜRK YETKİLİLERİ GÖRÜŞMEYE DAVET EDİYORUZ* Taşnak Milletvekili ve Devlet BakanıTürkiye, her şeyden önce ‘soykırımı’ kabul etmek zorunda. Ortada tarihe geçmiş bir tablo var. Bunu kimse inkar etmesin. Türkiye ‘soykırımını’ kabul ettikten sonra aradaki sorunlar ortadan kalkar. Bizim Türk halkıyla bir problemimiz yok. Onları seviyoruz. Halklar birbirlerini bu kadar severken çözülmeyecek sorun yok. Biz Ermeniler olarak 90 yıldır bir tek şey istedik. O da bize yapılanı Türkiye kabul etsin. Biz her zaman Türk yetkililerle oturup konuşmaya hazırız. Bir masa etrafında makul şartlarda bir araya geldiğimizde çözemeyeceğimiz sorun olmaz. Türk yetkilileri konuşmaya, görüşmeye davet ediyoruz.MIGIRDİÇ KARAGÖZYAN*: ARTIK DİYALOG ZAMANI
* Protestan Ermenileri Kiliseleri Ortadoğu Başkanı Ben din adamıyım, politikaya girmem. Ama Türkiye ile Ermeniler arsında ciddi ilişkilerin başlaması lazım. İyi bir diyalog sürecine girmek için birtakım şartların oluşması gerekiyor. Tehcir mi soykırımı mı? Bu konunun netleşmesi şart. Bu olduktan sonra artık birtakım adımlar atılmalı. Ortada bir soykırımı var. Bunu tarafların oturup düşünmesi ve sorunu çözmesi lazım. Artık ilişkilere geçilmeli. Konuyu tartışıp yıllarca bir kimlik meselesi ve rant haline dönüştürmeye gerek yok. Bundan iki taraf da zarar görüyor. Biz dini bir kuruluşuz; ama kendimizi bu tür tartışmaların içinden alamıyoruz. Herkes bir açıklama ve bir görüş istiyor. İnsanları ikna edip sakinleştirmek güç. Barış ve karşılıklı diyalog her şeyi çözebilir. Ama önce siyasi olarak anlaşmak lazım. Beyrut’taki Ermenilerin hepsi Türkiye’den geldi. Bazılarının akrabaları halen orada yaşıyor. Bu tartışmalar bu insanlara da zarar veriyor.HİZBULLAH-ERMENİ İŞBİRLİĞİ24 Nisan’da Lübnan’da yaşayan Ermeniler Beyrut Kilikya Kilisesi’nde bir anma programı düzenledi. Yapılan konuşmalarda Türkiye’nin soykırımına kabul etmesi gerektiği üzerinde duruldu. Anmanın en ilginç tarafı ‘Soykırımı Kemikleri’ denen yerde yürüyüş yapılmasıydı. Yürüyüş sırasında gençlerin elindeki kurt başı maketleri dikkat çekti. 90’ıncı yıl programlarının rutinin dışındaki gelişmesi ise Hizbullah ile Taşnak mensuplarının bir araya gelmeleri oldu. Hizbullah’ın Güney Beyrut’taki karargâhında Hizbullah lideri Şeyh Hasan Nasrallah ve Taşnak Partisi Genel Başkanı Ovik Muhtariyan işbirliği için bir araya geldi. Taşnak mensupları Hizbullah liderinden hem Lünban’daki seçimde işbirliği hem de soykırımına destek istedi. Ancak Hizbullah lideri Nasrallah’ın, seçim için “evet” soykırımına destek içinse şimdilik “hayır” dediği öğrenildi. Bu görüşme iki grubun liderlerinin ilk kez bir araya gelmesi bakımından dikkat çekiciydi.
aksiyon
En Son Aranan Haberler
Okunma : 130 // Aldığı Oy : 28 // Gönderen : Tv Dizileri Oy Ver :
|