Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ''Hükümet eğer halka verdiği sözlerde samimi ise daha önce halka taahhüt ettikleri bütün anayasa değişikliklerini gelsinler geçirelim'' dedi. Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ''Hükümet eğer halka verdiği sözlerde samimi ise daha önce halka taahhüt ettikleri bütün anayasa değişikliklerini gelsinler geçirelim'' dedi. AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Mumcu, Malatya Çocuk Yuvası'nda yaşanan olaylarla ilgili hükümetin, bir vizyona dayalı, planlı ve ufuk açıcı bir politika izleyemediğini savundu. Başbakan'ın, hangi koşullarda bir ülke devraldığını bilmeden ülkeye gelmiş gibi, ülkenin sorunlarına geçmiş dönemin sorunları diye baktığını ileri süren Mumcu, ''Üstelik bunu da üç yıllık tek başına iktidarından sonra yapıyor. İktidarlar, bu ülkenin var olan sorunlarını sahiplenmek ve çözmek için gelir. Bunlar geçmiş dönemin sorunları diye bir kenarda tutulamaz'' diye konuştu. SHÇEK ile ilgili düşünülen reformun bazı doğru yönleri olduğunu belirten Mumcu, ''Merkezi hüviyetten çıkartılacak olması çok önemli. Personel yokluğundan söz ediliyor. SHÇEK'in toplam personeliyle, SHÇEK'e bağımlı çocuk sayısını bölün, en az iki personele bir çocuk düşüyor'' dedi. -''SORUN PERSONEL DEĞİL ZİHNİYET''- Sorunun personel değil zihniyet, örgütlenme sorunu olduğunu söyleyen Mumcu, şunları kaydetti: ''Mesele toplumu işin içine çekmektir. Sorumlu ve denetleyici bir konuma yerleştirmektir. Sosyal alanda ortaya çıkan; yaşlılık, aile içi şiddet, yetimlik, engellilik, ani yoksulluk, ani hastalık gibi bütün trajik olaylar ve olgular karşısında kişilerin yaşadığı sosyal çevreyi, bu olay, olgudan haberdar edecek, ona karşı sorumluluğunu devreye sokabilecek bir sistem tasarlamak lazımdır. Sosyal muhitlere, bir tüzel karakter kazandırmaktır. Tüzel kişiliğinin sosyal çevre için ayrılan kaynaklardan doğrudan pay alabilmesi gerekir. Bu sosyal çevre tüzel kişiliğinin devletin sosyal hizmet, dayanışma kurumlarıyla, belediyeler, il özel idareleri, valilikler ve merkeze bağlı müdürlükler, bütün kurumlarla bir hukuksal kişilik olarak muhataplık ilişkileri kurulabilmelidir. Her mahallede toplum merkezleri inşa edilmelidir. Bu toplum merkezlerinde o mahallede yaşayan insanlardan oluşan bir mütevelli heyet bulunmalıdır ve bu heyet muhtarlarla beraber seçimlerle göreve gelmelidir. Kamu, sosyal hizmet uzmanlarını bu noktada, burada görevlendirmelidir. Şimdi insanlar kurbanlarını bağışlamak istiyorlar, nereye bağışlayacaklarını bilmiyorlar; zekat ve fitrelerini vermek istiyorlar, nereye vereceklerini bilmiyorlar. İnsanlar alt kattaki komşularının, iki yan binadaki komşularının halinden haberdar değil. Devlet öncülüğünde bu imkanlar tesis edilmelidir.'' Mumcu, yeni bir sisteme geçilinceye kadar yetiştirme yurtları ve çocuk bakım evlerinin tamamının 24 saat video gözetimine alınması gerektiğini kaydetti. Erkan Mumcu, sosyal dayanışma modeli de dahil gelecek aydan itibaren, her ay Türkiye'nin en temel sorunlarına temel ve yaratıcı çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi. -''HÜKÜMET REFORMLARDAN YANA DEĞİL''- Son anayasa değişikliğinde, ''usul hatasının ikmal edilmesini ve daha sonra yeniden Genel Kurul'a getirilmesini, bu takdirde bu Anayasa değişikliğine oy vereceklerini'' söylediklerini anımsatan Mumcu, ancak hükümetin, bunu yapmak yerine ''CHP ile pazarlık etmeyi tercih ettiğini'' savundu. Mumcu, şöyle konuştu: ''Hükümet, bu pazarlığın neticesinde, Meclis'e getirdiği paket yasaları geri çekmeyi taahhüt etti. Bize göre sağlıklı bir demokrasi içinde iktidar-muhalefet uzlaşmaları olağandır ve olmalıdır. Ama bunun hukuku çiğneyen pazarlıklar biçiminde olması; demokrasiyi de hukuk düzenini de yaralar. Bu örnekte görüldüğü gibi, hükümet bizimle uzlaşarak, bizimle işbirliği yaparak, yapıcı bir işbirliğinin ürünü olarak ülkede kalıcı reformlar yapmaktan yana değil. AK Parti ile CHP arasında bir kayıkçı kavgası var ve onlar bu kayıkçı kavgasından memnunlar. Çünkü; birinin sağda, birinin solda yalnızlaştığı, tek başına kaldığı bir kutuplaşma siyasetinden siyasi fayda umuyorlar. Şimdi, hükümet eğer halka verdiği sözlerde samimi ise bu samimiyetini kanıtlaması için onlara bir fırsat sunuyoruz. Daha önce halka taahhüt ettikleri bütün anayasa değişikliklerini gelsinler geçirelim. YÖK reformu konusunda Başbakan, önce toplumsal mutabakat, sonra kurumlararası mutabakat ve en son CHP ile uzlaşmayı koşul haline getirdi. O zaman seçime de ittifak halinde girin, AKP-CHP seçime ittifakla girsinler, ki ancak o takdirde Türkiye'nin bazı reformları gerçekleştirebileceğine millet inansın. Bunun başka yolu yok. Yani her durumda, yani anayasa değiştirebilecek çoğunluğun bulunduğu durumlarda bile CHP ile mutabakatı koşul olarak öne sürdüğüne göre Sayın Başbakan, demek ki vatandaşın bu iki partiyi birlikte seçmesi gerekiyor. Birlikte seçime girmelerini, yani seçim ittifakıyla seçime girmelerini öneriyorum. Bir de belki böyle denemek lazım.'' -BAŞBAKAN'IN CUMHURBAŞKANLIĞINA ADAYLIĞI- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına aday olması durumunda CHP'ninkine benzer bir itirazlarının olmayacağını ifade eden Mumcu, ''Yani karısının baş örtüsünü bahane edip, Cumhurbaşkanlığına itiraz etmek gibi hukuk dışı, demokrasi dışı bir tutum içerisinde değiliz. Biz Başbakan'ın Cumhurbaşkanlığını desteklemeyiz; çünkü kafasını onaylamıyoruz. Bizi ilgilendiren Emine Erdoğan'ın kafası değil, Başbakan'ın kafası. Bizi kaygılandıran şey Emine hanımın başının üstündeki örtü değil; Başbakan'ın kafasının içindeki karmaşa'' diye konuştu. -YENİ LOGO- ANAVATAN'ın logo değişikliğinin topyekün bir değişim iradesinin sadece simgesel bir örneği olduğunu belirten Mumcu, yeşil rengin barışın, huzurun, canlılığın ve enerjinin rengi olduğunu belirtti. Mumcu, ''Yeşil, dinamizmin rengidir, baharın rengidir, doğurganlığın rengidir. Bolluk ve bereketin rengidir yeşil. Ve yeşilin insan psikolojisi üzerinde yarattığı etki son derece olumludur'' dedi. -''FENERBAHÇELİYİM''- Fenerbahçeli olduğunu, ancak maçları yakından izleyemediğini belirten Mumcu, Fenerbahçe'nin ligdeki durumunun taraftar olarak kendisini memnun ettiğini kaydetti. Mumcu, şunları söyledi: ''Beşiktaş için samimi olarak üzülüyorum. Yermek maksadıyla söylemiyorum. Özellikle seyircisiyle Beşiktaş'ın Türk futbolunda özel bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. Çok iyi başladılar. Rıza'nın başarılı olmasını çok istiyordum. Dürüstçe söylemek gerekirse, ortalama halk çocuğunun büyük başarılar elde etmesi beni çok mutlu ediyor. Millete de (ben de başarabilirim) umudunu veriyor diye düşünüyorum. O bakımdan mesela Fatih Terim'i gerçekten bir kahraman olarak görüyorum. Fatih Terim'in kişisel özelliklerinden bağımsız olarak kamuoyu algısında oluşan Fatih Terim imgesinin Türk milleti için çok önemli ve değerli bir kazanç olduğunu düşünüyorum. Adana'nın bir kenar mahallesinden çıkıp uluslararası turnuvalarda takımını şampiyon yapabilen bir kariyere ulaşmak hakikaten çok önemsenmesi gereken bir başarı öyküsü. Ben bu tür başarı öykülerinin çoğalması gerektiğine inanıyorum.''
aa
En Son Aranan Haberler
Okunma : 44 // Aldığı Oy : 18 // Gönderen : Tv Dizileri Oy Ver :
|