MEB'in bu eğitim-öğretim yılında tüm ilköğretim okullarında yeni başlattığı bir uygulamayla okula yeni başlayan çocuklara ''dik temel yazı'' yerine ''bitişik eğik yazı'' öğretilecek. Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) bu eğitim-öğretim yılında tüm ilköğretim okullarında yeni başlattığı bir uygulamayla okula yeni başlayan çocuklara ''dik temel yazı'' yerine ''bitişik eğik yazı'' öğretilerek, ''toplumun yazı karakterinin oluşması'' amaçlanıyor. Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi Zübeyir Yılmaz AA muhabirine, ilk okuma-yazmada, bu eğitim-öğretim yılında tüm ilköğretim okullarında geçilen ''ses temelli cümle yöntemi'' ve ''bitişik eğik yazı'' programını değerlendirdi. Ses temelli cümle yöntemi ve bitişik eğik yazıya geçme kararı alırken bunu uygulayan ülkelerle ilgili araştırmalar yapıldığını ifade eden Yılmaz, ''Romanya, Almanya, Bulgaristan gibi ülkelerdeki öğrencilerin defterlerini gördük, mükemmel bir el yazısıyla tertemiz yazılmıştı'' dedi.
Türkiye'de ''toplumun bir yazı karakterinin olmadığını, şimdiye kadar da buna önem de verilmediğini'' ifade eden Yılmaz, bitişik eğik yazıya geçmek için birçok neden bulunduğunu, uzun tartışmalardan sonra bu programa geçme kararı alındığını söyledi. Yılmaz, ''Toplumun daha güzel bir yazısı olacak ve bir yazı karakteri oluşacak'' diye konuştu. İnsanların anatomik yapıları gereği kalemi eğik tuttuklarını vurgulayan Yılmaz, geçen yılki pilot uygulamanın, çocukların bu yazı türünü sevdiklerini gösterdiğini, öğrencilerden ve öğretmenlerden olumlu tepkiler aldıklarını belirtti. -''NEDEN GEÇİLDİ?''- Talim ve Terbiye Kurulu'nun Türkçe Dersi Öğretim Programı Komisyonu'nda da görev yapan ve bitişik eğik yazıya geçilmesi kararında etkili olan Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hayati Akyol da söz konusu yazı türüne geçme gerekçelerini ve bitişik eğik yazının ''avantajlarını'' anlattı. Bundan önceki sistemde ilk okuma-yazmada ''dik temel yazı programı'' uygulandığını, bu programın 12 Eylül 1980'den sonra hazırlandığını ifade eden Akyol, program kapsamında 2. sınıfın ikinci döneminde bitişik eğik yazı öğretildiğini, ancak dik temel yazı öğrenerek 2. sınıfa gelen öğrencilerin bitişik eğik yazıyı öğrenmede sıkıntı yaşadıklarını belirtti.
Bu nedenle bitişik eğik yazının 1. sınıftan itibaren öğretilmesinin kararlaştırıldığını kaydeden Akyol, şunları anlattı: ''Eski program bitişik eğik yazının 2. sınıfın ikinci döneminden itibaren öğretilmesini zorunlu kılmasına rağmen uygulamaya baktığımızda, kimsenin bitişik eğik yazı yazmadığını gördük. 100 kişide 1-2 kişi ya bulursunuz ya bulamazsınız. Çünkü çocuklar 1. sınıfta dik temel yazı ile başlıyorlardı. Bitişik eğik yazıda kalem daha eğik tutuluyor. Çocuğa 1.5 yıl dik temel yazı öğrettiğiniz zaman çocuk kalemi dik tutmaya alışıyor. 2. sınıfın ikinci döneminde çocuktan kalem tutma tarzını, alışkanlığını değiştirmesini istiyorsunuz. Çocukların zihinleri karışıyordu. Yazdıkları ne bitişik eğik yazıya ne dik temel yazıya benziyordu. Türkiye'nin yazı öğretiminde bir sıkıntısı vardı, gerek imla kuralları, gerekse harflerin şekil olarak doğru yazılması açısından. Eski program başarılı değildi.''
Bitişik eğik yazı öğretimine harflerle başlandığını, bu yazı türünün kelimelerle ve cümlelerle öğretilemeyeceğini vurgulayan Akyol, ''Dik temel yazıda üç tane unsur var. Gövde unsuru, üst uzantılar ve alt uzantılar. Bitişik eğik yazıda buna ek olarak bir de harflerin bağlantıları vardır. Diğer 3 temel unsurun kazandırılmasının yanında bu bağlantıların da çocuğa doğru bir şekilde kazandırılması lazım ki çocuklar iyi şekilde yazabilsinler'' dedi. -EĞİK YAZMANIN AVANTAJLARI- Akyol, bitişik eğik yazının yararlarını şöyle anlattı: ''- Yapılan çalışmalara göre bitişik eğik yazıda harfleri ters çevirme veya alt-üst etme durumu olmamaktadır. Çünkü bitişik eğik yazıda el kaldırılmadan yazıldığı için, çocuk bir yönden başladığında harf bitinceye kadar elini kaldırmıyor ve harfi ters çevirme durumu söz konusu olmuyor, - Dik temel yazı altı harekette yazılıyor. Her birinin başlangıç ve bitiş noktaları farklı. Ama bitişik eğik yazıyı üç harekette yazabiliyorsunuz. Bitişik eğik yazıda dik temel yazıya göre daha hızlı yazma söz konusudur, - Eğer öğrenci hızlı yazarsa düşüncelerini de kağıt üzerine kopukluğa uğratmadan daha kolayca aktarabilir, - Estetik açıdan bitişik eğik yazı daha hoş görünümlü ve yazması daha kolay, - Bitişik eğik yazıda harfler birbirleriyle karıştırılmıyor. Dik temel yazıda fiziksel görünümlerini birbirine çok benzeyen, mesela ı, i, o, ö, s gibi harflerin büyüğü ve küçüğü görünüm olarak birbirine benzediği için çocuklar bunları yazarken çok karıştırıyordu, -''DOKTOR YAZISI OKUNABİLECEK''- - Dik temel yazıyla okumayı öğrenen bir kişi bitişik eğik yazıyla yazılmış yazıları okumakta zorlanıyor ama bunun tersi doğru değil. Bitişik eğik yazıyla öğrenen birisi dik temel harfleri daha kolay okuyor, - Öğrenme güçlüğü bulunan, zihinsel engelli çocuklara bitişik eğik yazının öğretiminin, dik temel yazıdan daha kolay olduğu belirlenmiştir, - Dik temel yazıda hata sayısı çok fazla oluyor. Sınıfta 40 öğrenci varsa en az 30 çeşit hata bulunabiliyor. Satır takip edilmiyor, harfler, kelimeler ve cümleler arası boşluklara, harflerin ebatlarına ve birbirleriyle olan ilişkilerine dikkat edilmiyor. Öğretmen açısından bu kadar çok hatayla uğraşmak zor. Ama bitişik eğik yazıda 3-4 temel hata yapılıyor. Yazılar neredeyse bir kalemden çıkmış gibi. Bu, hem herkesin birbirinin yazısını kolay okumasını sağlıyor, hem de hata oranı düştüğü için öğretmenin işini kolaylaştırıyor, -''EN AZ BİN KELİMEYİ ÖĞRENEBİLECEK''- Bunların dışında, bitişik eğik yazı öğretiminde çocukların kelime hazinelerinin de zenginleştiğini ifade eden Akyol, eski yöntemde yazıya belli cümlelerden yola çıkılarak başlandığını, bu cümlelerin içindeki kelimelerin karıştırılarak yeniden cümle oluşturulduğunu, böylece yeni kelime kullanılamadığını anlattı. Akyol, şöyle konuştu: ''Oysa şimdiki yöntemde çocuğa sesi tanıtıyorsunuz, sonra yazdırıyorsunuz. Daha tanıtım aşamasında, o sesin bulunduğu kelimeleri söyletiyorsunuz. Eğer sınıfta 30 çocuk varsa 30 ayrı kelime söylüyorlar. Bir süre sonra o kelimelerden cümleler ve metinler oluşturuluyor. Eski yöntemde çocuk 200 kelimeyle okuyup-yazabiliyorsa bu yöntemle çocuk en az bin farklı kelimeyi rahatlıkla okuyup yazabilecektir. Dolayısıyla çocuk kompozisyon yazmada da daha başarılı olabilir.'' Bitişik eğik yazıyı öğretmek için egzersize önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Akyol, şu anda öğrencilerin çalışma kitaplarında egzersize ayrılan yerlerin yeterli olmadığını kaydetti. Akyol, ''Bizim temel meselemiz beceri kazandırmadır, çocuklara 1-2 ayda okuma-yazma öğretme değil. 1-2 yıl, hatta 3 yıl bu beceriyi pekiştirmek için bütün yollara başvurmalıyız. Bir çocuk birinci sınıfta okuma-yazmayı doğru dürüst kazanamazsa, ömür boyu sıkıntı çeker'' diye konuştu. -''YARIYIL TATİLİNE KADAR ÖĞRENECEKLER''- Yeni yöntemde öğrencilerin okuma-yazmayı öğrenme sürelerinin eğitim-öğretim yılının birinci yarısıyla sınırlandırıldığını ifade eden Akyol, şunları söyledi: ''Eski yöntemde program kurallarına göre uygulandığı zaman öğrencinin okuma-yazmaya şubat-mart ayında geçmesi bekleniyordu. Bu yöntemde yarıyıl tatiline kadar öğrenmesi gerekiyor. 1-2 ayda okuma-yazma öğretilemez. Bunu yapan arkadaşlarımız yanlış yapıyorlar. Çocuğa 1-2 ay içinde okuma yazmayı kazandırıyor ve çocuğun becerisi orada kalıyor, gelişemiyor. Oysa bu bir temel becerinin kazandırılmasıdır.'' ''Öğretmenler bitişik eğik yazıyı biliyor mu?'' sorusu üzerine Akyol, ''Öğretmenlerin çoğunun sıkıntıları var. Zaten biraz da bitişik eğik yazıya karşı çıkılması veya eleştirilmesi bundan dolayı. Ancak öğretmenler de zaten bu süreç içinde öğrenecekler'' dedi. ''Toplumda tek yazı tipi ortaya çıkmayacak mı?'' sorusuna Akyol, ''Bu yöntem kişinin kendi tarzını ortadan kaldırmaz ama dik temel yazıda olduğu gibi komiklikler de ortaya çıkmaz'' yanıtını verdi. -''TÜRKÇE'YE UYGUN''- Yeni yöntemin Türkçe'ye de daha uygun olduğunu bildiren Akyol, şunları anlattı: ''Mesela İngiliz alfabesinde yazılış ve okunuş birbirinden farklıdır. 26 harf olmasına rağmen 44 ses vardır. Oysa bizde 29 harf var, 29 ses var. Okuma-yazmada bazı inceltmeler var ama bu bizi ilk okuma-yazmada ilgilendirmiyor. Türkçe'de sesler de düzenli. Genel olarak bir harf kelimenin başında, ortasında veya sonunda büyük çapta değişikliğe uğramıyor. A sesi kelimenin başında da a'dır, sonunda da a'dır. Bu bizim avantajımızdır. Dolayısıyla Türkçe'yi sesten öğretmek çok daha kolaydır.'' Akyol, gelişmiş ülkelerde tek bir yöntemle okuma-yazma öğretmenin söz konusu olmadığını belirterek, ''Ağırlıklı olarak izlenilen yol çocuk okula başladığında sesten öğretim yapılması. Avrupa ülkelerinin çoğunda bu yapılıyor'' dedi. -''ÜNİVERSİTELER GERİDE KALDI''- Akyol, üniversitede ders verdiği öğrencilerin şu anda okullarda bitişik eğik yazının uygulanışıyla ilgili araştırmalar yaptıklarını, öğrencilerin defterlerinden örnekler aldıklarını ve öğretmenlerle görüştüklerini anlatarak, bu araştırmaların sonucunda belirlenecek sorunları gidermek için çalışacaklarını ifade etti. Akyol, ''Üniversitelerdeki sınıf öğretmenliği programları MEB'in hazırlamış olduğu programın arkasında kaldı. Çünkü hala üniversitelerdeki ders içerikleri resmi olarak değiştirilmedi'' dedi. Kalem ve defter tutma eğitiminin okul öncesinde verilmesi gerektiğine işaret eden Akyol, anaokulunda yanlış tutmayı öğrenen çocukların sonradan bu alışkanlıklarını değiştirmenin zorlaştığına dikkati çekti. Akyol, ''Yeni programın başarılı olabilmesi için ana sınıfı öğretmenlerinin de bu konuda bilgilendirilmesi gerekiyor. Bizim şu anda 1. sınıfta yaptırdığımız şeyleri Avrupa ülkelerinde ana sınıfında yaptırıyorlar'' diye konuştu.
aa
En Son Aranan Haberler
Okunma : 60 // Aldığı Oy : 31 // Gönderen : Tv Dizileri Oy Ver :
|